MR Terimleri

Manyetik rezonans görüntülemenin, fMRG ve difüzyon MRG analizinin ve MR'de kullanılan yapay zeka yöntemlerinin temel kavramları, Türkçe ve İngilizce karşılıklarıyla.

A

İngilizce: Public datasets

Yöntemlerin karşılaştırılmasını sağlayan, paylaşıma açık görüntü koleksiyonları. Örneğin fastMRI ham k-uzayı verisi, IXI çok kontrastlı beyin görüntüleri, BraTS tümör bölütleme verisi sunar. Kullanım koşullarına ve etik izinlere uyulmalıdır.

İngilizce: Explainability

Bir yapay zeka modelinin kararını hangi görüntü bölgelerine ya da özelliklere dayandırdığını gösterme. Klinik kullanımda güven ve hata ayıklama için önemlidir.

İlgili: Belirsizlik kestirimi

İngilizce: Domain adaptation

Bir alanda eğitilmiş modeli, az sayıda örnekle ya da etiketsiz veriyle başka bir alana uydurma yöntemleri. Farklı merkezlerin verisinde çalışacak modeller için önemlidir.

İlgili: Dağılım kaymasıİnce ayar

İngilizce: Main magnetic field

Tarayıcının sürekli açık olan, statik ve güçlü manyetik alanı. Gücü tesla (T) ile ifade edilir. UMRAM'da 3 T ve 1,5 T araştırma tarayıcıları bulunur.

İlgili: TeslaSüperiletken mıknatısŞim

İngilizce: Anomaly detection

Yalnızca normal görüntülerle eğitilmiş bir modelin, bu normlardan sapan bölgeleri işaretlemesi. Etiketli hasta verisinin az olduğu durumlarda lezyon bulmak için kullanılır.

İlgili: Normatif modellemeÜretken model

B

İngilizce: Independent component analysis

Veriyi istatistiksel olarak bağımsız uzaysal ya da zamansal bileşenlere ayıran yöntem. fMRG'de dinlenim ağlarını bulmak ve hareket ya da fizyolojik gürültüye ait bileşenleri ayıklamak için kullanılır.

İngilizce: Uncertainty estimation

Bir modelin çıktısına ne kadar güvenilebileceğini voksel ya da görüntü düzeyinde ölçme. Okuyucuya hangi bölgelerin dikkatle incelenmesi gerektiğini gösterir.

İlgili: HalüsinasyonAçıklanabilirlik

İngilizce: Brain age prediction

Sağlıklı bireylerin MR görüntüleriyle eğitilen bir modelin, yeni bir kişinin beyninin görünen yaşını tahmin etmesi. Tahmin ile takvim yaşı arasındaki fark, yaşlanma ve hastalıkla ilgili bir gösterge olarak incelenir.

İlgili: RegresyonNormatif modelleme

BIDS

BIDS

Beyin görüntüleme verisini dosya adları ve klasör yapısı açısından standart biçimde düzenleme kuralları (Brain Imaging Data Structure). Verinin paylaşılmasını ve otomatik analiz araçlarıyla işlenmesini kolaylaştırır.

İlgili: Ön işleme

İngilizce: Coil combination

Çok kanallı alıcının her kanalından elde edilen görüntülerin tek bir görüntüde birleştirilmesi. En basit yöntem karelerin toplamının köküdür (RSS). Bobin duyarlılık haritalarıyla yapılan birleştirme fazı korur.

İlgili: Alıcı dizi bobinSENSE

İngilizce: Segmentation

Görüntüdeki her vokselin bir yapıya ya da dokuya atanması, örneğin beyin dokularının, tümörün ya da hipokampusun sınırlarının çizilmesi. Hacim ölçümü ve tedavi planlaması için temel adımdır.

İlgili: U-NetDice katsayısı

Ç

İngilizce: Generative adversarial network

Bir üretici ağın gerçekçi görüntüler üretmeye, bir ayırt edici ağın da gerçek ile üretilmişi ayırmaya çalıştığı, birbirine karşı eğitilen iki ağdan oluşan üretken model. Keskin görüntüler verir ama eğitimi kararsız olabilir.

İngilizce: Flip angle

RF darbesinin net manyetizasyonu B₀ doğrultusundan ne kadar yatırdığı. 90° darbe tüm manyetizasyonu enine düzleme taşır. Gradyan eko sekanslarında genellikle daha küçük açılar kullanılır.

İlgili: RF darbesiGradyan eko

İngilizce: Multimodal learning

Farklı MR kontrastlarını, başka görüntüleme yöntemlerini, klinik veriyi ya da metni birlikte kullanan öğrenme. Bilgiler birbirini tamamlar. Bazı kipliklerin eksik olduğu durumlarla başa çıkmak önemli bir araştırma konusudur.

İngilizce: Multivoxel pattern analysis

Tek tek vokseller yerine birçok vokselin birlikte oluşturduğu etkinlik örüntüsünden, örneğin görülen uyaranın ne olduğunu çözümlemeye çalışan analiz. Makine öğrenmesi sınıflandırıcıları sık kullanılır.

İlgili: Genel doğrusal modelYapay zeka

İngilizce: Multiple comparisons correction

On binlerce voksel ayrı ayrı sınandığında rastlantısal anlamlı sonuçları sınırlamak için eşiğin ayarlanması. Aile bazlı hata oranı (FWE) ya da yanlış keşif oranı (FDR) denetlenir. Küme tabanlı ve permütasyon testleri de yaygındır.

D

İngilizce: Domain shift

Modelin karşılaştığı verinin eğitim verisinden farklı olması, örneğin başka bir tarayıcı, alan şiddeti, sekans ya da hasta grubu. Model başarımı belirgin biçimde düşebilir.

İlgili: Alan uyarlamasıFedere öğrenme

İngilizce: Deep learning reconstruction

Eksik örneklenmiş ya da gürültülü veriden görüntü elde etmek için eğitilmiş sinir ağlarını kullanan geriçatım. Fizik modelini ağın içine katan yöntemler daha güvenilir sonuç verir. Sonuçlar, ağın üretebileceği sahte yapılara karşı doğrulanmalıdır.

İlgili: Görüntü geriçatımıSıkıştırılmış algılama

İngilizce: Dice coefficient

İki bölütlemenin örtüşmesini 0 ile 1 arasında ölçen ölçüt. 1 tam örtüşme demektir. Otomatik bölütlemenin uzman çizimiyle karşılaştırılmasında kullanılır.

İlgili: Bölütleme

İngilizce: Diffusion model

Görüntüye adım adım gürültü ekleme sürecini tersine çevirmeyi öğrenen üretken model. Saf gürültüden başlayıp gürültüyü yavaş yavaş gidererek görüntü üretir. Yüksek kalite verir, ama çok adım gerektirdiği için yavaş olabilir. MR'deki difüzyon görüntülemeyle karıştırılmamalıdır.

İngilizce: Diffusion tensor imaging

Difüzyonun yön bağımlılığını birçok gradyan yönünde ölçerek her voksel için bir tensör kestiren yöntem. Fraksiyonel anizotropi (FA) haritaları ve beyaz cevher traktografisi bu veriden elde edilir.

İlgili: Difüzyon ağırlıklı görüntüleme

İngilizce: Diffusion denoising

Çok sayıda difüzyon görüntüsünün ortak yapısından yararlanarak gürültüyü azaltma. Marchenko-Pastur temel bileşen analizi (MP-PCA) yaygın bir yöntemdir ve genellikle ön işlemenin ilk adımıdır.

İlgili: Gürültü gidermeÖn işleme

İngilizce: Attention mechanism

Bir ağın, her çıktı için girdinin hangi bölümlerinin daha önemli olduğunu öğrenip onlara ağırlık vermesi. Hesap yükü girdi uzunluğunun karesiyle arttığı için yüksek çözünürlüklü görüntülerde pahalı olabilir.

İngilizce: Dixon method

Su ve yağın faz farkından yararlanarak birkaç eko zamanında alınan görüntülerden ayrı su ve yağ görüntüleri hesaplayan yöntem. Alan düzensizliklerine karşı dayanıklı yağ baskılama sağlar ve yağ oranını sayısal olarak verir.

İlgili: Yağ baskılamaKimyasal kayma

İngilizce: Transformer

Girdinin parçaları arasındaki ilişkileri dikkat mekanizmasıyla modelleyen ağ yapısı. Uzak bölgeler arasındaki bağlamı yakalayabilir. Görüntüler için küçük yamalara bölünerek kullanılır (görme dönüştürücüsü, ViT).

İngilizce: State-space model

Uzun dizileri, girdinin uzunluğuyla doğrusal artan hesapla işleyen ağ türü. Mamba gibi seçici durum uzayı modelleri, dönüştürücülere benzer uzun menzilli bağlamı daha az hesapla sağlar ve tıbbi görüntü sentezinde ve geriçatımında kullanılmaya başlamıştır.

İngilizce: Susceptibility artifact

Manyetik duyarlılığı farklı maddelerin sınırında, örneğin hava-doku arayüzünde ya da metalin çevresinde, alanın bozulmasıyla oluşan sinyal kaybı ve şekil bozulması. Gradyan eko ve EPI sekanslarında belirgindir.

E

İngilizce: Echo

Sönen sinyalin, faz uyumu yeniden sağlanarak belirli bir anda tekrar toplanması. Yeniden odaklama 180° RF darbesiyle (spin eko) ya da gradyan yönünün çevrilmesiyle (gradyan eko) yapılır.

İlgili: Spin ekoGradyan ekoEko zamanı

İngilizce: Undersampling

Taramayı hızlandırmak için k-uzayının yalnızca bir kısmının ölçülmesi. Hızlanma faktörü R ile gösterilir. Hangi noktaların ölçüleceğini belirleyen örnekleme maskesi geriçatım kalitesini doğrudan etkiler ve öğrenilerek de tasarlanabilir.

İngilizce: EPI distortion

EPI'de faz kodlama doğrultusundaki düşük bant genişliği nedeniyle alan düzensizliklerinin görüntüyü germesi ya da sıkıştırması. Ters faz kodlamalı ek bir ölçümle düzeltilebilir.

İngilizce: Convolutional neural network

Görüntü üzerinde kayan küçük filtrelerle yerel özellikleri öğrenen sinir ağı türü. Gürültü giderme, geriçatım ve bölütleme gibi görüntü görevlerinde uzun süredir standart yapıdır.

İlgili: U-NetDerin öğrenme

F

İngilizce: Phase encoding

Okumadan önce kısa bir gradyan uygulanarak konumun spin fazına işlenmesi. Her faz kodlama adımı k-uzayının bir satırını doldurur ve tarama süresini en çok bu adımların sayısı belirler.

İlgili: Frekans kodlamak-uzayıKatlanma artefaktı

İngilizce: Federated learning

Birden fazla kurumun, hasta verisini paylaşmadan ortak bir model eğitmesi. Her kurum modeli kendi verisinde günceller, yalnızca model güncellemeleri birleştirilir. Mahremiyeti korurken daha çeşitli veriden öğrenmeyi sağlar.

İngilizce: Zipper artifact

Görüntü boyunca uzanan, fermuarı andıran çizgi. Çoğunlukla odaya dışarıdan sızan RF parazitinden, örneğin açık kalan kapı ya da odaya giren elektronik cihazdan kaynaklanır.

İlgili: RF kafesi

İngilizce: Projectile effect

Ferromanyetik nesnelerin mıknatısa doğru büyük bir kuvvetle çekilmesi. Makas, oksijen tüpü ya da sandalye gibi nesneler ölümcül yaralanmalara yol açabilir. Mıknatıs her zaman açık olduğu için bu risk tarama dışında da vardır.

İngilizce: Physics-guided network

MR ölçüm modelini, yani kodlama ve bobin duyarlılıklarını, ağın yapısına katan derin öğrenme yöntemi. Yinelemeli bir geriçatım algoritmasının adımları açılarak ağ katmanlarına dönüştürülür (açılmış ağ). Tamamen veriye dayalı ağlardan daha güvenilir ve genellenebilirdir.

İngilizce: Fourier transform

Bir sinyali frekans bileşenlerine ayıran matematiksel işlem. MR'de k-uzayı verisini görüntüye çevirmek için ters Fourier dönüşümü kullanılır.

İlgili: k-uzayıGörüntü geriçatımı

G

İngilizce: General linear model

Her vokseldeki zaman serisini, deney koşullarının HRF ile evrişilmiş modellerinin doğrusal toplamı olarak açıklayan istatistiksel çerçeve. Etkinlik haritaları bu modelin katsayılarından üretilir.

İngilizce: Gibbs ringing

Keskin sinyal geçişlerinin yanında görülen ince, paralel çizgiler. k-uzayının sınırlı örneklenmesinden kaynaklanır. Matrisi büyütmek ya da filtre uygulamak azaltır.

İlgili: k-uzayıMatris

İngilizce: Vision-language model

Görüntü ile metni birlikte işleyen model. Radyoloji raporları ile görüntüler arasında eşleştirme, görüntü hakkında soru yanıtlama ya da rapor taslağı oluşturma için kullanılabilir.

İlgili: Temel model

İngilizce: Image registration

İki görüntüyü aynı uzaysal konuma getiren dönüşümün kestirilmesi. Katı (6 serbestlik derecesi), afin (12) ya da doğrusal olmayan olabilir. Fonksiyonel görüntünün aynı kişinin anatomik görüntüsüne çakıştırılmasına eş çakıştırma (coregistration) denir.

İngilizce: Image synthesis

Eldeki görüntülerden, çekilmemiş bir kontrastın ya da kipliğin görüntüsünü üretme. Örneğin T1 ve T2 ağırlıklı görüntülerden FLAIR, ya da MR'den BT benzeri görüntü sentezlenebilir. Tarama süresini kısaltabilir, ama sonuçlar tanı için doğrulanmalıdır.

İngilizce: Image-to-image translation

Bir görüntüyü başka bir alana dönüştüren öğrenme görevi. Eşleşmiş veriyle (aynı kişinin iki kontrastı) ya da eşleşmemiş veriyle eğitilebilir. Görüntü sentezi ve gürültü giderme bu görevin örnekleridir.

İngilizce: Field of view

Görüntülenen bölgenin fiziksel boyutu, genellikle milimetre olarak. Nesne görüş alanından büyükse katlanma artefaktı oluşabilir.

İlgili: MatrisVokselKatlanma artefaktı

İngilizce: Gradient

Manyetik alan şiddetini bir doğrultu boyunca doğrusal olarak değiştiren ek alan. Sinyalin uzaydaki konumunu kodlamak için kullanılır. Gücü mT/m, değişim hızı T/m/s ile verilir.

GRAPPA

GRAPPA

Eksik k-uzayı satırlarını, komşu satırlardan ve tam örneklenmiş bir kalibrasyon bölgesinden öğrenilen ağırlıklarla dolduran paralel görüntüleme yöntemi.

İlgili: Paralel görüntülemeSENSEk-uzayı

İngilizce: Denoising

Görüntüdeki rastgele gürültünün ayrıntıyı koruyarak azaltılması. Öğrenme tabanlı gürültü giderme, kısa süreli ya da yüksek çözünürlüklü taramalarda SNR kaybını telafi etmek için kullanılır.

H

İngilizce: Motion artifact

Tarama sırasında hasta hareketi, solunum, kalp atımı ya da kan akımı nedeniyle oluşan bulanıklık ve hayalet görüntüler. Hayaletler çoğunlukla faz kodlama doğrultusunda görülür.

İlgili: Hareket düzeltmeFaz kodlama

İngilizce: Motion correction

Zaman serisindeki görüntülerin, baş hareketini gidermek için birbirine hizalanması. Birkaç milimetrelik hareket bile sahte etkinlik ya da bağlantısallık üretebilir.

İlgili: Hareket artefaktıUzamsal normalizasyon

İngilizce: Harmonisation

Farklı tarayıcı ve merkezlerden gelen verilerdeki sistematik farkların, biyolojik farkları koruyarak azaltılması. ComBat gibi istatistiksel yöntemler ya da derin öğrenme tabanlı görüntü dönüşümleri kullanılır.

İngilizce: Turbo or fast spin echo

Tek uyarmanın ardından bir dizi yeniden odaklama darbesiyle birden çok eko toplayan spin eko türü. Eko dizisi uzunluğu kadar hızlanma sağlar ve T2 ağırlıklı görüntülemenin standart yöntemidir.

İlgili: Spin ekoT2 ağırlıklı görüntü

İ

İleri model

kodlama operatörü

İngilizce: Forward model

Görüntüden ölçülen veriye giden fiziksel süreci tanımlayan matematiksel model. MR'de bobin duyarlılıkları, Fourier dönüşümü ve örnekleme maskesinden oluşur. Fizik güdümlü ağlar ve veri tutarlılığı bu modele dayanır.

İngilizce: Region of interest

Analizin önceden belirlenmiş bir beyin bölgesiyle sınırlandırılması. Bölge anatomik atlastan, ayrı bir yerelleştirme taramasından ya da önceki çalışmalardan tanımlanabilir. İstatistiksel gücü artırır, çoklu karşılaştırma yükünü azaltır.

İngilizce: Fine-tuning

Önceden eğitilmiş bir modelin, yeni bir görev ya da veri için ek eğitimle uyarlanması. Parametre verimli yöntemler (örneğin LoRA) yalnızca küçük bir ek parametre kümesini eğiterek hesap ve bellek gereksinimini azaltır.

İlgili: Temel modelAlan uyarlaması

J

İngilizce: Gyromagnetic ratio

Bir çekirdeğin rezonans frekansını alan şiddetine bağlayan sabit. Hidrojen için γ/2π yaklaşık 42,58 MHz/T'dir. Her çekirdeğin oranı farklıdır, bu yüzden tarayıcı belirli bir çekirdeğe ayarlanır.

İlgili: Larmor frekansı

K

İngilizce: Cardiac and respiratory gating

Veri toplamanın kalp atımı ya da soluk alıp verme ile eşzamanlanması. EKG, nabız ölçer, solunum kemeri ya da navigatör sinyalleri kullanılır. Hareket artefaktlarını azaltır.

İlgili: Hareket artefaktı

İngilizce: Aliasing (wrap-around)

Görüş alanının dışında kalan dokunun görüntünün karşı kenarına katlanması. Çoğunlukla faz kodlama doğrultusunda olur. Görüş alanını büyütmek ya da aşırı örnekleme yapmak çözer.

İlgili: Görüş alanıFaz kodlamaSENSE

İngilizce: Slice thickness

İki boyutlu görüntülemede uyarılan kesitin kalınlığı. İnce kesit kısmi hacim etkisini azaltır ama SNR'yi düşürür.

İlgili: Kesit seçimiVoksel

İngilizce: Slice selection

RF darbesi sırasında bir gradyan uygulanarak yalnızca belirli bir kesitteki spinlerin uyarılması. Kesit kalınlığı, darbenin bant genişliği ve gradyanın gücüyle ayarlanır.

İlgili: GradyanKesit kalınlığı

İngilizce: Partial Fourier

k-uzayının simetrisinden yararlanarak yalnızca yarısından biraz fazlasını ölçen hızlandırma yöntemi. Süre kısalır, SNR biraz düşer.

İlgili: k-uzayı

İngilizce: Partial volume effect

Bir vokselin birden fazla doku içermesi ve sinyalinin bunların karışımı olması. Küçük yapıların sınırlarını bulanıklaştırır ve hacim ölçümlerini etkiler.

İlgili: VokselKesit kalınlığıBölütleme

İngilizce: Cluster-based inference

Önce bir voksel eşiği uygulanıp, sonra yeterince büyük bitişik voksel kümelerinin anlamlı sayılması. Başlangıç eşiği gevşek seçilirse yanlış pozitif oranı artar.

İlgili: Çoklu karşılaştırma düzeltmesi

L

Larmor frekansı

ω₀ = γB₀

İngilizce: Larmor frequency

Spinlerin manyetik alan etrafında presesyon yaptığı frekans. Alan şiddetiyle doğru orantılıdır. Hidrojen için 1,5 T'de yaklaşık 64 MHz, 3 T'de yaklaşık 128 MHz'dir.

M

İngilizce: Privacy-preserving learning

Eğitim sırasında ya da sonrasında kişisel verinin modelden ya da paylaşılan bilgilerden geri çıkarılmasını zorlaştıran yöntemler. Federe öğrenme, diferansiyel mahremiyet ve anonimleştirme bu yöntemlerdendir.

İlgili: Federe öğrenme

İngilizce: Magnetic particle imaging

MR'den farklı bir yöntem: süperparamanyetik demir oksit nanoparçacıkların manyetik yanıtını doğrudan ölçer. Alansız nokta ya da çizgi taranarak parçacıkların yeri ve yoğunluğu görüntülenir. Doku arka planı yoktur.

İlgili: Gradyan

İngilizce: Magnetic resonance

Güçlü bir manyetik alanda bulunan çekirdeklerin, kendi rezonans frekanslarındaki radyo dalgalarını soğurup yeniden yayması. MR görüntüleme bu sinyali, çoğunlukla dokulardaki su ve yağın hidrojen çekirdeklerinden ölçer.

İngilizce: Magnetization transfer

Büyük moleküllere bağlı protonların doyurulmasının serbest su sinyaline aktarılması. Miyelin gibi makromolekül içeriğine duyarlı bir kontrast sağlar.

İlgili: T1 gevşemesi

İngilizce: Matrix

Görüntünün her doğrultudaki piksel sayısı, örneğin 256 × 256. Aynı görüş alanında daha büyük matris daha ince ayrıntı verir ama SNR düşer ve süre uzayabilir.

İlgili: Görüş alanıVokselSinyal-gürültü oranı

MPRAGE

MPRAGE

Manyetizasyon hazırlıklı hızlı gradyan eko. Evirme darbesiyle hazırlanan, yüksek çözünürlüklü üç boyutlu T1 ağırlıklı sekanstır. Beyin araştırmalarında anatomik referans görüntü olarak yaygın kullanılır.

İngilizce: MR spectroscopy

Görüntü yerine bir hacimdeki kimyasal bileşenlerin spektrumunu ölçen yöntem. Beyinde NAA, kolin, kreatin ve laktat gibi metabolitler kimyasal kaymalarına göre ayırt edilir.

İlgili: Kimyasal kaymaŞim

N

NODDI

NODDI

Nörit yönelim dağılımı ve yoğunluğu görüntüleme. Çok kabuklu veriden, nörit yoğunluğu ve yönelim dağınıklığı gibi dokuya daha özgü ölçütler kestiren biyofiziksel model.

İlgili: Çok kabuklu difüzyonFraksiyonel anizotropi

İngilizce: Normative modelling

Büyük bir sağlıklı örneklemden bir beyin ölçütünün yaşa ve cinsiyete göre normal dağılımını öğrenip, bireylerin bu dağılımdan ne kadar saptığını ölçme. Hastaları gruplar yerine birey düzeyinde incelemeyi sağlar.

O

Ö

İngilizce: Implicit neural representation

Görüntünün piksel dizisi yerine, koordinatı alıp o noktadaki yoğunluğu veren küçük bir sinir ağıyla temsil edilmesi. Tek bir taramanın verisiyle, eğitim veri seti olmadan geriçatım için kullanılabilir.

İngilizce: Self-supervised learning

Etiket ya da referans gerektirmeden, verinin kendi yapısından öğrenme sinyali çıkaran yaklaşım. Örneğin ölçülen k-uzayı verisi ikiye ayrılır, model birinden diğerini tahmin etmeyi öğrenir. Tam örneklenmiş verinin bulunmadığı durumlarda değerlidir.

İngilizce: Specific absorption rate

Vücudun RF enerjisini soğurma hızı, W/kg olarak. Doku ısınmasını sınırlamak için tarayıcı SAR'ı sürekli izler. Normal çalışma modunda tüm vücut sınırı 2 W/kg'dir.

İlgili: RF darbesiParalel iletim

İngilizce: Feature extraction

Görüntüden, bir modelin kullanacağı sayısal tanımlayıcıların elde edilmesi. Bölge hacimleri, kortikal kalınlık ve bağlantısallık değerleri elle tanımlanmış özniteliklerdir. Derin ağlar öznitelikleri doğrudan veriden öğrenir.

İlgili: RadyomikSınıflandırma

P

İngilizce: Parallel imaging

Çok kanallı alıcı bobinlerin farklı uzaysal duyarlılıklarını kullanarak k-uzayının bir kısmını atlayan hızlandırma yöntemi. Hızlanma faktörü R ile gösterilir.

İlgili: SENSEGRAPPAAlıcı dizi bobin

İngilizce: Parallel transmission

RF darbesinin birbirinden bağımsız kontrol edilen birden çok iletim kanalıyla verilmesi. Yüksek alanda B₁ dağılımını düzeltmek ve SAR'ı yönetmek için kullanılır. UMRAM'ın 3 T tarayıcısında iletim dizisi kullanılabilir.

İngilizce: Peripheral nerve stimulation

Hızlı gradyan değişimlerinin dokuda akım indükleyerek karıncalanma ya da kas seğirmesine yol açması. Tarayıcı gradyan hızını bu eşiğin altında tutar.

İlgili: Gradyan bobini

İngilizce: Precession

Spin ekseninin, dönen bir topacın ekseni gibi manyetik alan doğrultusu etrafında dönmesi. Dönüş hızı Larmor frekansıdır.

İlgili: Larmor frekansıSpin

İngilizce: Proton density

Bir dokudaki sinyal veren hidrojen çekirdeği miktarı. Proton yoğunluğu ağırlıklı görüntüler uzun TR ve kısa TE ile T1 ve T2 etkisini azaltarak bu farkı öne çıkarır.

İlgili: Tekrarlama zamanıEko zamanı

PSNR ve SSIM

PSNR, SSIM

İngilizce: PSNR and SSIM

Üretilen bir görüntünün referans görüntüye ne kadar benzediğini ölçen iki yaygın ölçüt. PSNR piksel farklarına, SSIM yapısal benzerliğe bakar. Yüksek değerler tanısal değeri her zaman garanti etmez.

R

İngilizce: Radiomics

Tıbbi görüntülerden çok sayıda doku, şekil ve yoğunluk özniteliğinin çıkarılıp tanı ya da sonuç tahmininde kullanılması. Öznitelikler tarayıcı ve sekans ayarlarından etkilendiği için harmonizasyon ve dış doğrulama gerekir.

İngilizce: Regression

Görüntüden sürekli bir değerin, örneğin yaşın, bilişsel bir puanın ya da hastalık şiddetinin tahmin edilmesi. Başarı ortalama mutlak hata ya da korelasyonla ölçülür.

İngilizce: Retinotopic mapping

Görme alanındaki konumların görsel kortekste nasıl düzenlendiğinin fMRG ile haritalanması. Dönen kama ve genişleyen halka uyaranları ya da popülasyon alıcı alan (pRF) modelleri kullanılır.

İlgili: Fonksiyonel MRGKodlama modeli

RF kafesi

Faraday kafesi

İngilizce: RF shield

Mıknatıs odasını çevreleyen, dış radyo sinyallerinin görüntüye karışmasını önleyen iletken kaplama. Kapı tam kapalı değilse görüntüde parazit çizgileri oluşabilir.

İlgili: Fermuar artefaktı

İngilizce: RF magnetic field

RF darbesi sırasında oluşan, B₀'a dik ve Larmor frekansında dönen zayıf manyetik alan. Yüksek alanlarda vücut içinde düzgün dağılmayabilir.

İlgili: RF darbesiParalel iletim

İngilizce: RF burn

RF enerjisinin deri temasında, kablolarda ya da vücutta oluşan iletken döngülerde yoğunlaşarak yanığa yol açması. Kolların ya da bacakların birbirine değmemesi, kabloların deriden ayrılması ve uygun pedler bu riski azaltır.

S

SENSE

SENSE

Duyarlılık kodlaması. Katlanmış görüntüleri bobin duyarlılık haritalarıyla görüntü uzayında açan paralel görüntüleme yöntemi.

İlgili: Paralel görüntülemeGRAPPA

İngilizce: Free induction decay

Uyarmadan hemen sonra alıcı bobinde ölçülen, zamanla sönen sinyal. Hiçbir yeniden odaklama uygulanmadan T2* ile söner.

İlgili: EkoT2* gevşemesi

İngilizce: Class imbalance

Sınıflardan birinin diğerlerinden çok daha az örneğe sahip olması, örneğin nadir bir hastalık. Doğruluk yanıltıcı olur, ağırlıklandırma, yeniden örnekleme ve dengeli ölçütler gerekir.

İngilizce: Liquid helium

Süperiletken sargıları çalışma sıcaklığında tutan soğutucu. Kaynama noktası yaklaşık 4,2 K'dir. Kapalı soğutma sistemleri kayıpları en aza indirir.

İngilizce: Quench

Mıknatısın süperiletkenliğini hızla yitirmesi. Helyum kaynayarak gaza dönüşür ve söndürme borusuyla dışarı atılır. Acil durumda alanı kapatmak için bilinçli olarak da yapılabilir. Gaz odaya sızarsa boğulma riski oluşur.

Çekirdeğin kuantum mekaniksel açısal momentumu. Hidrojen çekirdeği (proton) spini sayesinde küçük bir mıknatıs gibi davranır ve dış manyetik alanla etkileşir.

İlgili: Net manyetizasyonPresesyon

İngilizce: Spin echo

90° uyarma darbesinden sonra 180° yeniden odaklama darbesiyle eko oluşturan sekans. Alan düzensizliklerinin etkisini geri alır, bu yüzden T2 kontrastı verir ve metal ile hava kaynaklı bozulmalara daha dayanıklıdır.

İlgili: EkoHızlı spin ekoGradyan eko

İngilizce: Super-resolution

Düşük çözünürlüklü bir görüntüden daha yüksek çözünürlüklü bir görüntü kestirme. Kalın kesitli taramalardan ince kesitli görüntü elde etmek için kullanılır. Kestirilen ayrıntının gerçek olup olmadığı dikkatle değerlendirilmelidir.

Ş

İngilizce: Shimming

Ana manyetik alanın düzgünlüğünü artırmak için yapılan ayar. Pasif şimde metal parçalar, aktif şimde ek bobinler kullanılır. İyi şim, yağ baskılama, EPI ve spektroskopi kalitesini doğrudan etkiler.

T

İngilizce: Diagnostic sensitivity and specificity

Duyarlılık, gerçekten hasta olanların ne kadarının doğru yakalandığını, özgüllük ise sağlıklı olanların ne kadarının doğru dışlandığını gösterir. MR'deki manyetik duyarlılık kavramıyla karıştırılmamalıdır.

İngilizce: Repetition time

Art arda iki uyarma darbesi arasındaki süre. Kısa TR, T1 farklarını öne çıkarır. Tarama süresi TR ile faz kodlama adımlarının çarpımına yakındır.

İlgili: Eko zamanıT1 ağırlıklı görüntü

İngilizce: Foundation model

Çok büyük ve çeşitli veriyle önceden eğitilip, az veriyle birçok farklı göreve uyarlanabilen büyük model. Tıbbi görüntüleme için de geliştirilmektedir.

İngilizce: Inverse problem

Ölçülen veriden, bu veriyi üreten bilinmeyen nesneyi bulma problemi. MR geriçatımı, eksik ve gürültülü k-uzayı verisinden görüntüyü bulmaya çalışan bir ters problemdir ve çoğunlukla ek önsel bilgi olmadan tek bir çözüme sahip değildir.

Manyetik alan şiddetinin SI birimi. Klinik ve araştırma tarayıcıları çoğunlukla 1,5 T ile 7 T arasında çalışır. Karşılaştırma için Dünya'nın manyetik alanı yaklaşık 50 mikrotesladır.

İlgili: Ana manyetik alanSaçak alan

U

U-Net

U-Net

Görüntüyü önce küçülterek bağlam, sonra büyüterek ayrıntı toplayan, iki kol arasında atlama bağlantıları olan evrişimli ağ. Tıbbi görüntü bölütlemesi için geliştirilmiştir ve geriçatım ile difüzyon modellerinde de omurga olarak kullanılır.

İngilizce: Time-of-flight angiography

Kesite yeni giren, doyurulmamış kanın parlak görünmesinden yararlanan, kontrastsız damar görüntüleme yöntemi.

İlgili: Gradyan eko

İngilizce: Spatial normalisation

Farklı kişilerin beyin görüntülerinin ortak bir şablon uzayına, örneğin MNI uzayına, dönüştürülmesi. Grup analizlerinin ön koşuludur.

İlgili: Hareket düzeltmeMPRAGE

İngilizce: Spatial smoothing

Görüntünün bir Gauss çekirdeğiyle bulanıklaştırılması. Çekirdeğin genişliği yarı yükseklikteki tam genişlik (FWHM) ile verilir, çoğunlukla 4–8 mm. SNR'yi artırır ve gruplar arası anatomik farkları yumuşatır, ama uzaysal ayrıntıyı azaltır.

Ü

İngilizce: 3D imaging

Kesit kesit yerine bütün bir hacmin uyarılıp iki doğrultuda faz kodlamayla kodlandığı görüntüleme. İnce ve boşluksuz kesitler ile yüksek SNR verir, MPRAGE buna örnektir.

İlgili: MPRAGEFaz kodlama

İngilizce: Generative prior reconstruction

Görüntü dağılımını öğrenmiş bir üretken modelin, çoğunlukla bir difüzyon modelinin, ölçülen veriyle uyumlu görüntüler üretmek için yönlendirilmesi. Ölçüm ayarlarına esnek uyum sağlar, ama yavaş olabilir ve halüsinasyona karşı dikkat ister.

V

İngilizce: Data augmentation

Eğitim görüntülerini döndürme, kaydırma, kontrast değiştirme gibi işlemlerle çeşitlendirerek modelin daha genel öğrenmesini sağlama.

İlgili: Aşırı öğrenme

İngilizce: Data leakage

Test verisine ait bilginin eğitim sürecine karışması. Örneğin öznitelik seçiminin tüm veriyle yapılması ya da aynı kişinin taramalarının hem eğitim hem test kümesinde bulunması. Başarımın olduğundan çok yüksek görünmesine yol açar.

İngilizce: Data consistency

Ağın ürettiği görüntünün, gerçekten ölçülmüş k-uzayı verisiyle uyumlu kalmasını sağlayan adım. Ölçülen noktalar korunur, ağ yalnızca eksik bilgiyi tamamlar. Halüsinasyon riskini azaltır.

Y

İngilizce: Artificial intelligence

Veriden örüntü öğrenerek karar veren ya da çıktı üreten bilgisayar yöntemlerinin genel adı. MR'de taramayı hızlandırmak, görüntü kalitesini artırmak, yapıları bölütlemek ve tanıyı desteklemek için kullanılır.

Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır. UMRAM'da tarama yapacaklar için geçerli kurallar MR Güvenliği ve Kullanıcı Eğitimi sayfasındadır.