Manyetik rezonans görüntülemenin, fMRG ve difüzyon MRG analizinin ve MR'de kullanılan yapay zeka yöntemlerinin temel kavramları, Türkçe ve İngilizce karşılıklarıyla.
A
İngilizce: Public datasets
Yöntemlerin karşılaştırılmasını sağlayan, paylaşıma açık görüntü koleksiyonları. Örneğin fastMRI ham k-uzayı verisi, IXI çok kontrastlı beyin görüntüleri, BraTS tümör bölütleme verisi sunar. Kullanım koşullarına ve etik izinlere uyulmalıdır.
İngilizce: Explainability
Bir yapay zeka modelinin kararını hangi görüntü bölgelerine ya da özelliklere dayandırdığını gösterme. Klinik kullanımda güven ve hata ayıklama için önemlidir.
İngilizce: Acoustic noise
Gradyan bobinlerinin titreşiminden doğan yüksek ses. 100 dB'i aşabilir, bu yüzden her taramada kulak koruması kullanılır.
Alan haritası
B₀ haritasıİngilizce: Field map
Ana manyetik alandaki düzensizliklerin voksel voksel ölçüldüğü ek tarama. EPI görüntülerindeki bozulmayı düzeltmek için kullanılır. Ters faz kodlamalı bir çift EPI görüntüsünden de kestirilebilir.
İngilizce: Domain adaptation
Bir alanda eğitilmiş modeli, az sayıda örnekle ya da etiketsiz veriyle başka bir alana uydurma yöntemleri. Farklı merkezlerin verisinde çalışacak modeller için önemlidir.
İngilizce: Receiver bandwidth
Okuma sırasında örneklenen frekans aralığı, çoğunlukla Hz/piksel olarak verilir. Yüksek bant genişliği okumayı kısaltır ve kimyasal kayma artefaktını azaltır, ama SNR'yi düşürür.
İngilizce: Receive array coil
Her biri kendi kanalına bağlı çok sayıda küçük bobin elemanından oluşan alıcı. SNR'yi artırır ve paralel görüntülemeyi mümkün kılar.
İngilizce: Main magnetic field
Tarayıcının sürekli açık olan, statik ve güçlü manyetik alanı. Gücü tesla (T) ile ifade edilir. UMRAM'da 3 T ve 1,5 T araştırma tarayıcıları bulunur.
İngilizce: Anomaly detection
Yalnızca normal görüntülerle eğitilmiş bir modelin, bu normlardan sapan bölgeleri işaretlemesi. Etiketli hasta verisinin az olduğu durumlarda lezyon bulmak için kullanılır.
İngilizce: Arterial spin labelling
Atardamar kanındaki suyu manyetik olarak etiketleyip dokuya ulaştığında ölçen perfüzyon yöntemi. Kontrast madde gerektirmeden beyin kan akımını sayısal olarak verir.
İngilizce: Overfitting
Modelin eğitim verisini ezberleyip yeni veride başarısız olması. Az veriyle eğitilen büyük modellerde sık görülür. Veri artırma ve düzenlileştirme bu riski azaltır.
İngilizce: Atlas and parcellation
Beynin anatomik ya da fonksiyonel bölgelere ayrıldığı hazır harita. Ortak uzaydaki verinin bölgelere göre özetlenmesini ve bağlantısallık ağlarının kurulmasını sağlar.
B
İngilizce: b-value
Difüzyon ağırlığının şiddeti, s/mm² olarak. Gradyanın gücüne, süresine ve aralığına bağlıdır. b = 0 görüntü difüzyon ağırlıksızdır. Beyin görüntülemede 1000 s/mm² civarı yaygındır.
İngilizce: Independent component analysis
Veriyi istatistiksel olarak bağımsız uzaysal ya da zamansal bileşenlere ayıran yöntem. fMRG'de dinlenim ağlarını bulmak ve hareket ya da fizyolojik gürültüye ait bileşenleri ayıklamak için kullanılır.
İngilizce: Uncertainty estimation
Bir modelin çıktısına ne kadar güvenilebileceğini voksel ya da görüntü düzeyinde ölçme. Okuyucuya hangi bölgelerin dikkatle incelenmesi gerektiğini gösterir.
İngilizce: Brain age prediction
Sağlıklı bireylerin MR görüntüleriyle eğitilen bir modelin, yeni bir kişinin beyninin görünen yaşını tahmin etmesi. Tahmin ile takvim yaşı arasındaki fark, yaşlanma ve hastalıkla ilgili bir gösterge olarak incelenir.
BIDS
BIDSBeyin görüntüleme verisini dosya adları ve klasör yapısı açısından standart biçimde düzenleme kuralları (Brain Imaging Data Structure). Verinin paylaşılmasını ve otomatik analiz araçlarıyla işlenmesini kolaylaştırır.
İngilizce: Block design
Koşulların genellikle 15–30 saniyelik bloklar halinde dönüşümlü sunulduğu deney düzeni. İstatistiksel gücü yüksektir.
İngilizce: Coil combination
Çok kanallı alıcının her kanalından elde edilen görüntülerin tek bir görüntüde birleştirilmesi. En basit yöntem karelerin toplamının köküdür (RSS). Bobin duyarlılık haritalarıyla yapılan birleştirme fazı korur.
İngilizce: Segmentation
Görüntüdeki her vokselin bir yapıya ya da dokuya atanması, örneğin beyin dokularının, tümörün ya da hipokampusun sınırlarının çizilmesi. Hacim ölçümü ve tedavi planlaması için temel adımdır.
Ç
İngilizce: Cross-validation
Verinin parçalara bölünüp, her seferinde bir parça test için ayrılarak modelin tekrar tekrar eğitilmesi ve sınanması. Model ayarları da seçiliyorsa iç içe çapraz doğrulama kullanılmalıdır.
İngilizce: Generative adversarial network
Bir üretici ağın gerçekçi görüntüler üretmeye, bir ayırt edici ağın da gerçek ile üretilmişi ayırmaya çalıştığı, birbirine karşı eğitilen iki ağdan oluşan üretken model. Keskin görüntüler verir ama eğitimi kararsız olabilir.
İngilizce: Framewise displacement
Art arda iki hacim arasındaki baş hareketinin tek bir sayıyla özeti, milimetre olarak. Belirli bir eşiği aşan hacimler analizden çıkarılabilir (scrubbing) ya da modelde ayrıca işaretlenebilir.
Çevirme açısı
FA, αİngilizce: Flip angle
RF darbesinin net manyetizasyonu B₀ doğrultusundan ne kadar yatırdığı. 90° darbe tüm manyetizasyonu enine düzleme taşır. Gradyan eko sekanslarında genellikle daha küçük açılar kullanılır.
İngilizce: Graph neural network
Düğümler ve kenarlardan oluşan çizge verisi üzerinde çalışan sinir ağı. Beyin bölgelerini düğüm, bağlantısallık değerlerini kenar alarak konnektom verisinden tahmin yapmak için kullanılır.
İngilizce: Multi-shell diffusion
Verinin birden fazla b değerinde, her birinde birçok yönde toplanması. Tensörün ötesindeki modeller (NODDI, DKI) ve doku türlerini ayıran yöntemler bu veriyi gerektirir.
İngilizce: Multimodal learning
Farklı MR kontrastlarını, başka görüntüleme yöntemlerini, klinik veriyi ya da metni birlikte kullanan öğrenme. Bilgiler birbirini tamamlar. Bazı kipliklerin eksik olduğu durumlarla başa çıkmak önemli bir araştırma konusudur.
İngilizce: Multivoxel pattern analysis
Tek tek vokseller yerine birçok vokselin birlikte oluşturduğu etkinlik örüntüsünden, örneğin görülen uyaranın ne olduğunu çözümlemeye çalışan analiz. Makine öğrenmesi sınıflandırıcıları sık kullanılır.
Çoklu karşılaştırma düzeltmesi
FWE, FDRİngilizce: Multiple comparisons correction
On binlerce voksel ayrı ayrı sınandığında rastlantısal anlamlı sonuçları sınırlamak için eşiğin ayarlanması. Aile bazlı hata oranı (FWE) ya da yanlış keşif oranı (FDR) denetlenir. Küme tabanlı ve permütasyon testleri de yaygındır.
D
İngilizce: Domain shift
Modelin karşılaştığı verinin eğitim verisinden farklı olması, örneğin başka bir tarayıcı, alan şiddeti, sekans ya da hasta grubu. Model başarımı belirgin biçimde düşebilir.
İngilizce: Tract-based spatial statistics
Kişilerin FA haritalarını ortak bir beyaz cevher iskeletine izdüşürerek gruplar arası karşılaştırma yapan yöntem. Çakıştırma hatalarına ve yumuşatma seçimine olan duyarlılığı azaltır.
İngilizce: Deep learning
Çok katmanlı yapay sinir ağlarıyla, özellikleri elle tanımlamadan doğrudan veriden öğrenen makine öğrenmesi yaklaşımı. Günümüzdeki MR uygulamalarının çoğu bu yaklaşıma dayanır.
İngilizce: Deep learning reconstruction
Eksik örneklenmiş ya da gürültülü veriden görüntü elde etmek için eğitilmiş sinir ağlarını kullanan geriçatım. Fizik modelini ağın içine katan yöntemler daha güvenilir sonuç verir. Sonuçlar, ağın üretebileceği sahte yapılara karşı doğrulanmalıdır.
İngilizce: Dice coefficient
İki bölütlemenin örtüşmesini 0 ile 1 arasında ölçen ölçüt. 1 tam örtüşme demektir. Otomatik bölütlemenin uzman çizimiyle karşılaştırılmasında kullanılır.
İngilizce: Diffusion-weighted imaging
Su moleküllerinin rastgele hareketine duyarlı görüntüleme. Güçlü gradyanlar hareket eden spinlerin sinyalini azaltır. Duyarlılık b değeriyle (s/mm²) ayarlanır ve sonuç görünür difüzyon katsayısı (ADC) haritası olarak da verilir.
İngilizce: Diffusion kurtosis imaging
Su difüzyonunun Gauss dağılımından sapmasını ölçen, tensör modelinin genişletilmiş hali. Doku mikro yapısındaki karmaşıklığa duyarlıdır ve en az iki sıfırdan farklı b değeri gerektirir.
İngilizce: Diffusion model
Görüntüye adım adım gürültü ekleme sürecini tersine çevirmeyi öğrenen üretken model. Saf gürültüden başlayıp gürültüyü yavaş yavaş gidererek görüntü üretir. Yüksek kalite verir, ama çok adım gerektirdiği için yavaş olabilir. MR'deki difüzyon görüntülemeyle karıştırılmamalıdır.
İngilizce: Diffusion tensor imaging
Difüzyonun yön bağımlılığını birçok gradyan yönünde ölçerek her voksel için bir tensör kestiren yöntem. Fraksiyonel anizotropi (FA) haritaları ve beyaz cevher traktografisi bu veriden elde edilir.
İngilizce: Diffusion denoising
Çok sayıda difüzyon görüntüsünün ortak yapısından yararlanarak gürültüyü azaltma. Marchenko-Pastur temel bileşen analizi (MP-PCA) yaygın bir yöntemdir ve genellikle ön işlemenin ilk adımıdır.
İngilizce: Diffusion directions (b-vectors)
Difüzyon gradyanlarının uygulandığı doğrultular. Her difüzyon ağırlıklı görüntü bir yöne karşılık gelir. Tensör için en az 6 yön gerekir, kesişen lifleri çözmek için çok daha fazlası kullanılır. Görüntü çakıştırıldığında yönler de döndürülmelidir.
İngilizce: Attention mechanism
Bir ağın, her çıktı için girdinin hangi bölümlerinin daha önemli olduğunu öğrenip onlara ağırlık vermesi. Hesap yükü girdi uzunluğunun karesiyle arttığı için yüksek çözünürlüklü görüntülerde pahalı olabilir.
İngilizce: Slice timing correction
Bir hacimdeki kesitlerin farklı anlarda alınmasından doğan zaman farklarının, sinyali ortak bir zaman noktasına kaydırarak giderilmesi. Kısa TR ve eşzamanlı çok kesitli görüntülemede etkisi azalır.
Dinlenim durumu fMRG
rs-fMRIİngilizce: Resting-state fMRI
Katılımcı bir görev yapmadan dururken alınan fMRG. Bölgeler arasındaki yavaş sinyal dalgalanmalarının eşzamanlılığı fonksiyonel bağlantısallık olarak incelenir.
İngilizce: Dixon method
Su ve yağın faz farkından yararlanarak birkaç eko zamanında alınan görüntülerden ayrı su ve yağ görüntüleri hesaplayan yöntem. Alan düzensizliklerine karşı dayanıklı yağ baskılama sağlar ve yağ oranını sayısal olarak verir.
İngilizce: Transformer
Girdinin parçaları arasındaki ilişkileri dikkat mekanizmasıyla modelleyen ağ yapısı. Uzak bölgeler arasındaki bağlamı yakalayabilir. Görüntüler için küçük yamalara bölünerek kullanılır (görme dönüştürücüsü, ViT).
Durum uzayı modeli
SSM, Mambaİngilizce: State-space model
Uzun dizileri, girdinin uzunluğuyla doğrusal artan hesapla işleyen ağ türü. Mamba gibi seçici durum uzayı modelleri, dönüştürücülere benzer uzun menzilli bağlamı daha az hesapla sağlar ve tıbbi görüntü sentezinde ve geriçatımında kullanılmaya başlamıştır.
İngilizce: Susceptibility-weighted imaging
Gradyan eko görüntüsünün büyüklük ve faz bilgisini birleştirerek manyetik duyarlılık farklarını öne çıkaran yöntem. Toplardamarları, mikro kanamaları ve demir birikimini göstermede çok duyarlıdır.
İngilizce: Susceptibility artifact
Manyetik duyarlılığı farklı maddelerin sınırında, örneğin hava-doku arayüzünde ya da metalin çevresinde, alanın bozulmasıyla oluşan sinyal kaybı ve şekil bozulması. Gradyan eko ve EPI sekanslarında belirgindir.
İngilizce: Susceptibility distortion correction
EPI'de alan düzensizliklerinin faz kodlama yönünde yarattığı germe ve sıkışmanın giderilmesi. Ters faz kodlamalı b = 0 görüntü çiftinden ya da bir alan haritasından kestirilen alanla yapılır.
İngilizce: Regularisation
Ters problemde, ölçümle uyumlu sonsuz çözüm arasından makul olanı seçmek için eklenen önsel koşul. Toplam değişim ve dalgacık seyrekliği klasik örneklerdir. Derin öğrenmede bu koşul veriden öğrenilir.
E
İngilizce: Training, validation and test sets
Verinin, modeli öğretmek, ayarlarını seçmek ve son başarımını ölçmek için üç ayrı parçaya bölünmesi. Aynı kişinin verisi birden fazla kümede bulunursa başarım olduğundan iyi görünür.
İngilizce: Echo
Sönen sinyalin, faz uyumu yeniden sağlanarak belirli bir anda tekrar toplanması. Yeniden odaklama 180° RF darbesiyle (spin eko) ya da gradyan yönünün çevrilmesiyle (gradyan eko) yapılır.
İngilizce: Echo time
Uyarma ile ekonun ortası arasındaki süre. Uzun TE, T2 (ya da T2*) farklarını öne çıkarır.
İngilizce: Echo planar imaging
k-uzayının tamamını ya da büyük kısmını tek bir uyarmadan sonra hızla dolduran sekans. Bir kesiti saniyenin altında görüntüler. fMRG ve difüzyon görüntülemenin temelidir, ama bozulmaya duyarlıdır.
İngilizce: Undersampling
Taramayı hızlandırmak için k-uzayının yalnızca bir kısmının ölçülmesi. Hızlanma faktörü R ile gösterilir. Hangi noktaların ölçüleceğini belirleyen örnekleme maskesi geriçatım kalitesini doğrudan etkiler ve öğrenilerek de tasarlanabilir.
İngilizce: EPI distortion
EPI'de faz kodlama doğrultusundaki düşük bant genişliği nedeniyle alan düzensizliklerinin görüntüyü germesi ya da sıkıştırması. Ters faz kodlamalı ek bir ölçümle düzeltilebilir.
Eşzamanlı çok kesitli görüntüleme
SMS, multibandİngilizce: Simultaneous multi-slice
Birden fazla kesiti aynı anda uyarıp alıcı bobin duyarlılıklarıyla ayıran yöntem. fMRG ve difüzyon görüntülemede kısa TR ile tam beyin kapsamı sağlar.
İngilizce: Inversion recovery
Önce 180° evirme darbesi uygulayıp manyetizasyonun bir süre geri kazanmasını bekleyen hazırlık yöntemi. T1 kontrastını artırmak ya da belirli bir dokuyu baskılamak için kullanılır.
İngilizce: Inversion time
Evirme darbesi ile uyarma darbesi arasındaki süre. Belirli bir dokunun sinyali sıfırdan geçerken uyarılırsa o doku baskılanır.
İngilizce: Convolutional neural network
Görüntü üzerinde kayan küçük filtrelerle yerel özellikleri öğrenen sinir ağı türü. Gürültü giderme, geriçatım ve bölütleme gibi görüntü görevlerinde uzun süredir standart yapıdır.
F
İngilizce: Phase encoding
Okumadan önce kısa bir gradyan uygulanarak konumun spin fazına işlenmesi. Her faz kodlama adımı k-uzayının bir satırını doldurur ve tarama süresini en çok bu adımların sayısı belirler.
İngilizce: Federated learning
Birden fazla kurumun, hasta verisini paylaşmadan ortak bir model eğitmesi. Her kurum modeli kendi verisinde günceller, yalnızca model güncellemeleri birleştirilir. Mahremiyeti korurken daha çeşitli veriden öğrenmeyi sağlar.
İngilizce: Zipper artifact
Görüntü boyunca uzanan, fermuarı andıran çizgi. Çoğunlukla odaya dışarıdan sızan RF parazitinden, örneğin açık kalan kapı ya da odaya giren elektronik cihazdan kaynaklanır.
İngilizce: Projectile effect
Ferromanyetik nesnelerin mıknatısa doğru büyük bir kuvvetle çekilmesi. Makas, oksijen tüpü ya da sandalye gibi nesneler ölümcül yaralanmalara yol açabilir. Mıknatıs her zaman açık olduğu için bu risk tarama dışında da vardır.
İngilizce: Physics-guided network
MR ölçüm modelini, yani kodlama ve bobin duyarlılıklarını, ağın yapısına katan derin öğrenme yöntemi. Yinelemeli bir geriçatım algoritmasının adımları açılarak ağ katmanlarına dönüştürülür (açılmış ağ). Tamamen veriye dayalı ağlardan daha güvenilir ve genellenebilirdir.
İngilizce: Physiological noise
Solunum ve kalp atımının BOLD sinyalinde yarattığı dalgalanmalar. Solunum kemeri ve nabız ölçerle kaydedilip RETROICOR gibi yöntemlerle modelden çıkarılabilir.
İngilizce: Functional connectivity
Farklı beyin bölgelerinin sinyalleri arasındaki zamansal ilişki, çoğunlukla korelasyonla ölçülür. Doğrudan anatomik bağlantıyı değil, birlikte çalışmayı gösterir.
Fonksiyonel MRG
fMRG, fMRIİngilizce: Functional MRI
Beyin etkinliğine bağlı kan oksijenlenmesi değişimlerini zaman içinde ölçen MR görüntüleme. Çoğunlukla BOLD kontrastı ve EPI sekansıyla yapılır.
İngilizce: Fourier transform
Bir sinyali frekans bileşenlerine ayıran matematiksel işlem. MR'de k-uzayı verisini görüntüye çevirmek için ters Fourier dönüşümü kullanılır.
İngilizce: Fractional anisotropy
Difüzyonun ne ölçüde tek bir yöne yöneldiğini 0 ile 1 arasında gösteren ölçüt. Düzenli beyaz cevher demetlerinde yüksektir. Kesişen liflerin bulunduğu bölgelerde, doku sağlam olsa bile düşük çıkabilir.
İngilizce: Frequency encoding
Sinyal okunurken bir gradyan açık tutularak konumun frekansa çevrilmesi. Bu doğrultuya okuma yönü de denir.
G
İngilizce: Gadolinium-based contrast agent
T1 süresini kısaltarak bulunduğu dokuyu T1 ağırlıklı görüntüde parlatan damar içi kontrast madde. Böbrek işlevi bozuk kişilerde ve gebelikte kullanımı dikkat gerektirir.
İngilizce: MRI in pregnancy
Gebelikte klinik MR çekimine hekim karar verir ve gadolinyumlu kontrast maddeden genellikle kaçınılır. Araştırma taramalarında gebelik çoğunlukla dışlama ölçütüdür ve tarama formunda sorulur.
İngilizce: General linear model
Her vokseldeki zaman serisini, deney koşullarının HRF ile evrişilmiş modellerinin doğrusal toplamı olarak açıklayan istatistiksel çerçeve. Etkinlik haritaları bu modelin katsayılarından üretilir.
İngilizce: Gibbs ringing
Keskin sinyal geçişlerinin yanında görülen ince, paralel çizgiler. k-uzayının sınırlı örneklenmesinden kaynaklanır. Matrisi büyütmek ya da filtre uygulamak azaltır.
İngilizce: Eddy current correction
Güçlü difüzyon gradyanlarının iletken parçalarda oluşturduğu girdap akımlarının neden olduğu, yöne göre değişen görüntü bozulmalarının giderilmesi. Genellikle baş hareketi düzeltmesiyle birlikte yapılır.
İngilizce: Vision-language model
Görüntü ile metni birlikte işleyen model. Radyoloji raporları ile görüntüler arasında eşleştirme, görüntü hakkında soru yanıtlama ya da rapor taslağı oluşturma için kullanılabilir.
İngilizce: Image registration
İki görüntüyü aynı uzaysal konuma getiren dönüşümün kestirilmesi. Katı (6 serbestlik derecesi), afin (12) ya da doğrusal olmayan olabilir. Fonksiyonel görüntünün aynı kişinin anatomik görüntüsüne çakıştırılmasına eş çakıştırma (coregistration) denir.
İngilizce: Image reconstruction
Ölçülen ham veriden görüntünün hesaplanması. Tam örneklenmiş Kartezyen veride bu bir ters Fourier dönüşümüdür. Eksik örneklenmiş veride ek bilgi ya da modeller gerekir.
İngilizce: Image synthesis
Eldeki görüntülerden, çekilmemiş bir kontrastın ya da kipliğin görüntüsünü üretme. Örneğin T1 ve T2 ağırlıklı görüntülerden FLAIR, ya da MR'den BT benzeri görüntü sentezlenebilir. Tarama süresini kısaltabilir, ama sonuçlar tanı için doğrulanmalıdır.
İngilizce: Image-to-image translation
Bir görüntüyü başka bir alana dönüştüren öğrenme görevi. Eşleşmiş veriyle (aynı kişinin iki kontrastı) ya da eşleşmemiş veriyle eğitilebilir. Görüntü sentezi ve gürültü giderme bu görevin örnekleridir.
İngilizce: Apparent diffusion coefficient
Dokudaki su difüzyonunun hızını gösteren sayısal değer, mm²/s olarak. Akut inmede difüzyon kısıtlandığı için ADC düşer.
Görüş alanı
FOVİngilizce: Field of view
Görüntülenen bölgenin fiziksel boyutu, genellikle milimetre olarak. Nesne görüş alanından büyükse katlanma artefaktı oluşabilir.
İngilizce: Supervised learning
Modelin, girdi ile doğru çıktının eşleştiği örneklerden öğrenmesi. MR geriçatımında bu, tam örneklenmiş referans görüntüler gerektirir ve bunlar her zaman elde edilemez.
İngilizce: Gradient
Manyetik alan şiddetini bir doğrultu boyunca doğrusal olarak değiştiren ek alan. Sinyalin uzaydaki konumunu kodlamak için kullanılır. Gücü mT/m, değişim hızı T/m/s ile verilir.
İngilizce: Gradient coil
x, y ve z doğrultularında gradyan alanlarını üreten bobin seti. Hızlı akım değişimleri taramadaki yüksek sesin ve periferik sinir uyarımının kaynağıdır.
Gradyan eko
GREİngilizce: Gradient echo
Ekoyu 180° darbe yerine gradyan yönünü çevirerek oluşturan sekans. Küçük çevirme açısı ve kısa TR ile hızlıdır. Kontrastı T2*'ye duyarlıdır.
GRAPPA
GRAPPAEksik k-uzayı satırlarını, komşu satırlardan ve tam örneklenmiş bir kalibrasyon bölgesinden öğrenilen ağırlıklarla dolduran paralel görüntüleme yöntemi.
İngilizce: Group-level analysis
Tek tek kişilerin kontrast haritalarının ikinci düzey bir modelde birleştirilmesi. Kişiler arası değişkenliği hesaba katan karışık etkiler modelleri, sonuçların topluma genellenmesini sağlar.
İngilizce: Denoising
Görüntüdeki rastgele gürültünün ayrıntıyı koruyarak azaltılması. Öğrenme tabanlı gürültü giderme, kısa süreli ya da yüksek çözünürlüklü taramalarda SNR kaybını telafi etmek için kullanılır.
İngilizce: Nuisance regressors
Sinyalden çıkarılmak üzere modele eklenen, ilgi dışı değişkenler: hareket parametreleri, beyaz cevher ve beyin omurilik sıvısı sinyalleri, CompCor bileşenleri gibi. Dinlenim durumu analizinde özellikle önemlidir.
İngilizce: Safety screening form
Taramadan önce implant, metal parça, gebelik gibi riskleri sorgulayan form. Katılımcı ve onlarla birlikte mıknatıs odasına girecek herkes için doldurulur.
H
İngilizce: Hallucination
Bir yapay zeka modelinin, gerçek veride olmayan ama gerçekçi görünen bir yapı üretmesi ya da var olan bir yapıyı silmesi. Tıbbi görüntülemede küçük bir lezyonun eklenmesi ya da kaybolması ciddi sonuçlar doğurabilir.
İngilizce: Motion artifact
Tarama sırasında hasta hareketi, solunum, kalp atımı ya da kan akımı nedeniyle oluşan bulanıklık ve hayalet görüntüler. Hayaletler çoğunlukla faz kodlama doğrultusunda görülür.
İngilizce: Motion correction
Zaman serisindeki görüntülerin, baş hareketini gidermek için birbirine hizalanması. Birkaç milimetrelik hareket bile sahte etkinlik ya da bağlantısallık üretebilir.
Harmonizasyon
ComBatİngilizce: Harmonisation
Farklı tarayıcı ve merkezlerden gelen verilerdeki sistematik farkların, biyolojik farkları koruyarak azaltılması. ComBat gibi istatistiksel yöntemler ya da derin öğrenme tabanlı görüntü dönüşümleri kullanılır.
İngilizce: Haemodynamic response function
Kısa bir sinirsel olayın ardından BOLD sinyalinin zaman içindeki şekli. Yaklaşık 5–6 saniyede tepe yapar, ardından kısa bir alt salınımla taban düzeyine döner.
Hızlı spin eko
TSE, FSEİngilizce: Turbo or fast spin echo
Tek uyarmanın ardından bir dizi yeniden odaklama darbesiyle birden çok eko toplayan spin eko türü. Eko dizisi uzunluğu kadar hızlanma sağlar ve T2 ağırlıklı görüntülemenin standart yöntemidir.
İ
İleri model
kodlama operatörüİngilizce: Forward model
Görüntüden ölçülen veriye giden fiziksel süreci tanımlayan matematiksel model. MR'de bobin duyarlılıkları, Fourier dönüşümü ve örnekleme maskesinden oluşur. Fizik güdümlü ağlar ve veri tutarlılığı bu modele dayanır.
İlgi bölgesi
ROIİngilizce: Region of interest
Analizin önceden belirlenmiş bir beyin bölgesiyle sınırlandırılması. Bölge anatomik atlastan, ayrı bir yerelleştirme taramasından ya da önceki çalışmalardan tanımlanabilir. İstatistiksel gücü artırır, çoklu karşılaştırma yükünü azaltır.
İngilizce: Fine-tuning
Önceden eğitilmiş bir modelin, yeni bir görev ya da veri için ek eğitimle uyarlanması. Parametre verimli yöntemler (örneğin LoRA) yalnızca küçük bir ek parametre kümesini eğiterek hesap ve bellek gereksinimini azaltır.
İngilizce: Statistical contrast
GLM katsayılarının, sınanacak soruyu ifade eden doğrusal birleşimi, örneğin "yüzler eksi evler". Her voksel için bir t ya da F istatistiği üretir ve sonuç istatistiksel harita olarak gösterilir.
J
İngilizce: Gyromagnetic ratio
Bir çekirdeğin rezonans frekansını alan şiddetine bağlayan sabit. Hidrojen için γ/2π yaklaşık 42,58 MHz/T'dir. Her çekirdeğin oranı farklıdır, bu yüzden tarayıcı belirli bir çekirdeğe ayarlanır.
K
İngilizce: k-space
Ölçülen ham verinin tutulduğu uzaysal frekans alanı. Görüntü, k-uzayının Fourier dönüşümüyle elde edilir. Merkez kontrastı, kenarlar ince ayrıntıyı taşır.
İngilizce: Blood oxygenation level dependent signal
Deoksihemoglobin paramanyetiktir ve T2* sinyalini azaltır. Etkin bölgeye gelen kan akımı tüketimden fazla arttığı için deoksihemoglobin oranı düşer ve sinyal birkaç yüzde artar.
İngilizce: Cardiac and respiratory gating
Veri toplamanın kalp atımı ya da soluk alıp verme ile eşzamanlanması. EKG, nabız ölçer, solunum kemeri ya da navigatör sinyalleri kullanılır. Hareket artefaktlarını azaltır.
İngilizce: Non-Cartesian sampling
k-uzayının düz satırlar yerine radyal çizgiler ya da spiraller boyunca örneklenmesi. Harekete daha dayanıklı ya da daha hızlı olabilir, ama geriçatımı daha karmaşıktır.
İngilizce: Aliasing (wrap-around)
Görüş alanının dışında kalan dokunun görüntünün karşı kenarına katlanması. Çoğunlukla faz kodlama doğrultusunda olur. Görüş alanını büyütmek ya da aşırı örnekleme yapmak çözer.
İngilizce: Crossing fibres
Bir vokselde farklı yönlerde ilerleyen birden fazla lif demetinin bulunması. Beyaz cevher voksellerinin büyük bölümünde görülür ve tek yönlü tensör modelinin en önemli sınırlılığıdır.
İngilizce: Slice thickness
İki boyutlu görüntülemede uyarılan kesitin kalınlığı. İnce kesit kısmi hacim etkisini azaltır ama SNR'yi düşürür.
İngilizce: Slice selection
RF darbesi sırasında bir gradyan uygulanarak yalnızca belirli bir kesitteki spinlerin uyarılması. Kesit kalınlığı, darbenin bant genişliği ve gradyanın gücüyle ayarlanır.
İngilizce: Short tau inversion recovery
Kısa bir evirme zamanıyla yağ sinyalini baskılayan sekans. Alan düzensizliklerine, frekans seçici yağ baskılamaya göre daha az duyarlıdır.
İngilizce: Constrained spherical deconvolution
Difüzyon sinyalini tek bir lif demetinin yanıtıyla ters evrişime sokarak her vokselde lif yönelim dağılımını (FOD) kestiren yöntem. Kesişen lifleri çözebilir ve traktografinin temelini oluşturur.
İngilizce: Partial Fourier
k-uzayının simetrisinden yararlanarak yalnızca yarısından biraz fazlasını ölçen hızlandırma yöntemi. Süre kısalır, SNR biraz düşer.
İngilizce: Partial volume effect
Bir vokselin birden fazla doku içermesi ve sinyalinin bunların karışımı olması. Küçük yapıların sınırlarını bulanıklaştırır ve hacim ölçümlerini etkiler.
İngilizce: Chemical shift
Aynı çekirdeğin farklı moleküllerde biraz farklı frekansta rezonansa girmesi. Su ve yağ protonları arasındaki fark yaklaşık 3,4 ppm'dir, bu da 3 T'de yaklaşık 440 Hz eder.
İngilizce: Chemical shift artifact
Yağ ve su frekans farkı yüzünden yağ sinyalinin okuma doğrultusunda kayması. Doku sınırlarında parlak ve koyu bantlar oluşur. Bant genişliğini artırmak etkiyi azaltır.
İngilizce: Encoding model
Uyaranın ya da görevin özelliklerinden her vokselin yanıtını tahmin eden model. Doğal film veya konuşma gibi zengin uyaranlarla, beynin hangi bilgiyi nerede temsil ettiğini haritalamak için kullanılır. Kod çözmenin tersidir.
İngilizce: Contrast-to-noise ratio
İki doku arasındaki sinyal farkının gürültüye oranı. Bir yapıyı çevresinden ayırt edebilmenin ölçüsüdür.
İngilizce: Cluster-based inference
Önce bir voksel eşiği uygulanıp, sonra yeterince büyük bitişik voksel kümelerinin anlamlı sayılması. Başlangıç eşiği gevşek seçilirse yanlış pozitif oranı artar.
L
Larmor frekansı
ω₀ = γB₀İngilizce: Larmor frequency
Spinlerin manyetik alan etrafında presesyon yaptığı frekans. Alan şiddetiyle doğru orantılıdır. Hidrojen için 1,5 T'de yaklaşık 64 MHz, 3 T'de yaklaşık 128 MHz'dir.
M
İngilizce: Privacy-preserving learning
Eğitim sırasında ya da sonrasında kişisel verinin modelden ya da paylaşılan bilgilerden geri çıkarılmasını zorlaştıran yöntemler. Federe öğrenme, diferansiyel mahremiyet ve anonimleştirme bu yöntemlerdendir.
İngilizce: Magnetic particle imaging
MR'den farklı bir yöntem: süperparamanyetik demir oksit nanoparçacıkların manyetik yanıtını doğrudan ölçer. Alansız nokta ya da çizgi taranarak parçacıkların yeri ve yoğunluğu görüntülenir. Doku arka planı yoktur.
İngilizce: Magnetic resonance
Güçlü bir manyetik alanda bulunan çekirdeklerin, kendi rezonans frekanslarındaki radyo dalgalarını soğurup yeniden yayması. MR görüntüleme bu sinyali, çoğunlukla dokulardaki su ve yağın hidrojen çekirdeklerinden ölçer.
İngilizce: Magnetization transfer
Büyük moleküllere bağlı protonların doyurulmasının serbest su sinyaline aktarılması. Miyelin gibi makromolekül içeriğine duyarlı bir kontrast sağlar.
İngilizce: Matrix
Görüntünün her doğrultudaki piksel sayısı, örneğin 256 × 256. Aynı görüş alanında daha büyük matris daha ince ayrıntı verir ama SNR düşer ve süre uzayabilir.
MPRAGE
MPRAGEManyetizasyon hazırlıklı hızlı gradyan eko. Evirme darbesiyle hazırlanan, yüksek çözünürlüklü üç boyutlu T1 ağırlıklı sekanstır. Beyin araştırmalarında anatomik referans görüntü olarak yaygın kullanılır.
İngilizce: MR Safe, MR Conditional, MR Unsafe
İmplant ve cihazlar için standart etiketler. MR güvenli tüm MR ortamlarında risksizdir. MR koşullu yalnızca üreticinin belirttiği alan şiddeti, SAR gibi koşullarda taranabilir. MR güvensiz mıknatıs odasına hiç girmemelidir.
MR güvenlik bölgeleri
Bölge I–IVİngilizce: MR safety zones
MR biriminin erişim düzeyine göre dört bölgeye ayrılması. Bölge IV mıknatıs odasıdır ve buraya yalnızca metal taramasından geçmiş kişiler, eğitimli personel eşliğinde girer.
İngilizce: MR spectroscopy
Görüntü yerine bir hacimdeki kimyasal bileşenlerin spektrumunu ölçen yöntem. Beyinde NAA, kolin, kreatin ve laktat gibi metabolitler kimyasal kaymalarına göre ayırt edilir.
N
İngilizce: Net magnetization
Bir hacimdeki tüm spinlerin toplam manyetik momenti. Dengede B₀ doğrultusundadır. Ölçülen MR sinyali bu vektörün enine düzleme yatırılmasıyla oluşur.
NODDI
NODDINörit yönelim dağılımı ve yoğunluğu görüntüleme. Çok kabuklu veriden, nörit yoğunluğu ve yönelim dağınıklığı gibi dokuya daha özgü ölçütler kestiren biyofiziksel model.
İngilizce: Normative modelling
Büyük bir sağlıklı örneklemden bir beyin ölçütünün yaşa ve cinsiyete göre normal dağılımını öğrenip, bireylerin bu dağılımdan ne kadar saptığını ölçme. Hastaları gruplar yerine birey düzeyinde incelemeyi sağlar.
O
İngilizce: Event-related design
Kısa uyaranların tek tek ve çoğunlukla değişken aralıklarla sunulduğu deney düzeni. Tek tek olaylara verilen yanıtların ayrılmasına olanak tanır.
Ortalama, eksenel ve radyal difüzivite
MD, AD, RDİngilizce: Mean, axial and radial diffusivity
Tensörden türetilen ölçütler. MD tüm yönlerdeki ortalama difüzyonu, AD ana lif yönündeki, RD ise ona dik yönlerdeki difüzyonu verir. Miyelin ve akson değişikliklerini ayrı ayrı yorumlamaya yardımcı olabilirler.
Ö
İngilizce: Preprocessing
Ham fMRG ya da difüzyon verisinin istatistiksel analize hazırlanması için uygulanan adımlar dizisi. fMRG için tipik sıra: hareket düzeltme, dilim zamanlaması düzeltmesi, bozulma düzeltmesi, anatomik görüntüye çakıştırma, normalizasyon ve yumuşatma.
İngilizce: Implicit neural representation
Görüntünün piksel dizisi yerine, koordinatı alıp o noktadaki yoğunluğu veren küçük bir sinir ağıyla temsil edilmesi. Tek bir taramanın verisiyle, eğitim veri seti olmadan geriçatım için kullanılabilir.
İngilizce: Self-supervised learning
Etiket ya da referans gerektirmeden, verinin kendi yapısından öğrenme sinyali çıkaran yaklaşım. Örneğin ölçülen k-uzayı verisi ikiye ayrılır, model birinden diğerini tahmin etmeyi öğrenir. Tam örneklenmiş verinin bulunmadığı durumlarda değerlidir.
İngilizce: Specific absorption rate
Vücudun RF enerjisini soğurma hızı, W/kg olarak. Doku ısınmasını sınırlamak için tarayıcı SAR'ı sürekli izler. Normal çalışma modunda tüm vücut sınırı 2 W/kg'dir.
İngilizce: Feature extraction
Görüntüden, bir modelin kullanacağı sayısal tanımlayıcıların elde edilmesi. Bölge hacimleri, kortikal kalınlık ve bağlantısallık değerleri elle tanımlanmış özniteliklerdir. Derin ağlar öznitelikleri doğrudan veriden öğrenir.
P
İngilizce: Parallel imaging
Çok kanallı alıcı bobinlerin farklı uzaysal duyarlılıklarını kullanarak k-uzayının bir kısmını atlayan hızlandırma yöntemi. Hızlanma faktörü R ile gösterilir.
İngilizce: Parallel transmission
RF darbesinin birbirinden bağımsız kontrol edilen birden çok iletim kanalıyla verilmesi. Yüksek alanda B₁ dağılımını düzeltmek ve SAR'ı yönetmek için kullanılır. UMRAM'ın 3 T tarayıcısında iletim dizisi kullanılabilir.
İngilizce: Peripheral nerve stimulation
Hızlı gradyan değişimlerinin dokuda akım indükleyerek karıncalanma ya da kas seğirmesine yol açması. Tarayıcı gradyan hızını bu eşiğin altında tutar.
İngilizce: Precession
Spin ekseninin, dönen bir topacın ekseni gibi manyetik alan doğrultusu etrafında dönmesi. Dönüş hızı Larmor frekansıdır.
İngilizce: Proton density
Bir dokudaki sinyal veren hidrojen çekirdeği miktarı. Proton yoğunluğu ağırlıklı görüntüler uzun TR ve kısa TE ile T1 ve T2 etkisini azaltarak bu farkı öne çıkarır.
İngilizce: Psychophysiological interaction
Bir bölgenin diğer bölgelerle olan bağlantısallığının görev koşuluna göre nasıl değiştiğini sınayan analiz.
PSNR ve SSIM
PSNR, SSIMİngilizce: PSNR and SSIM
Üretilen bir görüntünün referans görüntüye ne kadar benzediğini ölçen iki yaygın ölçüt. PSNR piksel farklarına, SSIM yapısal benzerliğe bakar. Yüksek değerler tanısal değeri her zaman garanti etmez.
R
İngilizce: Radiomics
Tıbbi görüntülerden çok sayıda doku, şekil ve yoğunluk özniteliğinin çıkarılıp tanı ya da sonuç tahmininde kullanılması. Öznitelikler tarayıcı ve sekans ayarlarından etkilendiği için harmonizasyon ve dış doğrulama gerekir.
İngilizce: Regression
Görüntüden sürekli bir değerin, örneğin yaşın, bilişsel bir puanın ya da hastalık şiddetinin tahmin edilmesi. Başarı ortalama mutlak hata ya da korelasyonla ölçülür.
İngilizce: Retinotopic mapping
Görme alanındaki konumların görsel kortekste nasıl düzenlendiğinin fMRG ile haritalanması. Dönen kama ve genişleyen halka uyaranları ya da popülasyon alıcı alan (pRF) modelleri kullanılır.
İngilizce: RF coil
RF darbesini ileten ve MR sinyalini alan anten. Vücut bobini gövdeye yerleşiktir. Kafa, diz gibi bölgeler için yüzeye yakın özel bobinler daha yüksek SNR verir.
İngilizce: RF pulse
Larmor frekansında kısa süreli uygulanan radyofrekans enerjisi. Net manyetizasyonu dengeden uzaklaştırarak sinyal üretir. Uyarma, yeniden odaklama ve evirme için farklı darbeler kullanılır.
RF kafesi
Faraday kafesiİngilizce: RF shield
Mıknatıs odasını çevreleyen, dış radyo sinyallerinin görüntüye karışmasını önleyen iletken kaplama. Kapı tam kapalı değilse görüntüde parazit çizgileri oluşabilir.
İngilizce: RF magnetic field
RF darbesi sırasında oluşan, B₀'a dik ve Larmor frekansında dönen zayıf manyetik alan. Yüksek alanlarda vücut içinde düzgün dağılmayabilir.
İngilizce: RF burn
RF enerjisinin deri temasında, kablolarda ya da vücutta oluşan iletken döngülerde yoğunlaşarak yanığa yol açması. Kolların ya da bacakların birbirine değmemesi, kabloların deriden ayrılması ve uygun pedler bu riski azaltır.
İngilizce: ROC curve and AUC
Bir sınıflandırıcının farklı karar eşiklerindeki duyarlılık ve yanlış pozitif oranını gösteren eğri ve bu eğrinin altındaki alan. AUC 0,5 rastgele tahmini, 1 kusursuz ayrımı gösterir.
S
Saçak alan
5 gauss çizgisiİngilizce: Fringe field
Mıknatısın dışına taşan manyetik alan. 0,5 mT (5 gauss) sınırının içine kalp pili gibi aktif implantı olan kişilerin girmesine izin verilmez.
İngilizce: Quantitative susceptibility mapping
Gradyan eko faz verisinden dokunun manyetik duyarlılığını sayısal olarak hesaplayan yöntem. Demir ve miyelin içeriğinin incelenmesinde kullanılır.
SENSE
SENSEDuyarlılık kodlaması. Katlanmış görüntüleri bobin duyarlılık haritalarıyla görüntü uzayında açan paralel görüntüleme yöntemi.
İngilizce: Free induction decay
Uyarmadan hemen sonra alıcı bobinde ölçülen, zamanla sönen sinyal. Hiçbir yeniden odaklama uygulanmadan T2* ile söner.
İngilizce: Compressed sensing
Görüntünün bir dönüşüm alanında seyrek olmasından yararlanarak, düzensiz biçimde eksik örneklenmiş veriden yinelemeli geriçatım yapan yöntem.
İngilizce: Class imbalance
Sınıflardan birinin diğerlerinden çok daha az örneğe sahip olması, örneğin nadir bir hastalık. Doğruluk yanıltıcı olur, ağırlıklandırma, yeniden örnekleme ve dengeli ölçütler gerekir.
İngilizce: Classification
Bir görüntüyü ya da kişiyi önceden tanımlı sınıflardan birine atayan görev, örneğin hasta ve sağlıklı kontrol ayrımı. Başarı doğruluk, duyarlılık, özgüllük ve AUC ile ölçülür.
İngilizce: Fluid-attenuated inversion recovery
Evirme zamanı beyin omurilik sıvısının sinyalini sıfırlayacak şekilde seçilen T2 ağırlıklı sekans. Ventriküllerin yanındaki lezyonlar daha net görünür.
İngilizce: Liquid helium
Süperiletken sargıları çalışma sıcaklığında tutan soğutucu. Kaynama noktası yaklaşık 4,2 K'dir. Kapalı soğutma sistemleri kayıpları en aza indirir.
İngilizce: Signal-to-noise ratio
Görüntüdeki sinyalin gürültüye oranı. Alan şiddeti, voksel hacmi, bobin, alıcı bant genişliği ve ortalama sayısı SNR'yi etkiler. Ortalama sayısı dört katına çıkarsa SNR iki katına çıkar.
İngilizce: Quench
Mıknatısın süperiletkenliğini hızla yitirmesi. Helyum kaynayarak gaza dönüşür ve söndürme borusuyla dışarı atılır. Acil durumda alanı kapatmak için bilinçli olarak da yapılabilir. Gaz odaya sızarsa boğulma riski oluşur.
Çekirdeğin kuantum mekaniksel açısal momentumu. Hidrojen çekirdeği (proton) spini sayesinde küçük bir mıknatıs gibi davranır ve dış manyetik alanla etkileşir.
Spin eko
SEİngilizce: Spin echo
90° uyarma darbesinden sonra 180° yeniden odaklama darbesiyle eko oluşturan sekans. Alan düzensizliklerinin etkisini geri alır, bu yüzden T2 kontrastı verir ve metal ile hava kaynaklı bozulmalara daha dayanıklıdır.
İngilizce: Super-resolution
Düşük çözünürlüklü bir görüntüden daha yüksek çözünürlüklü bir görüntü kestirme. Kalın kesitli taramalardan ince kesitli görüntü elde etmek için kullanılır. Kestirilen ayrıntının gerçek olup olmadığı dikkatle değerlendirilmelidir.
İngilizce: Superconducting magnet
Sıvı helyumla yaklaşık 4 kelvine soğutulan niyobyum-titanyum sargılardan oluşan mıknatıs. Akım dirençsiz dolaştığı için alan sürekli açıktır, tarama yapılmadığında da.
Ş
İngilizce: Shimming
Ana manyetik alanın düzgünlüğünü artırmak için yapılan ayar. Pasif şimde metal parçalar, aktif şimde ek bobinler kullanılır. İyi şim, yağ baskılama, EPI ve spektroskopi kalitesini doğrudan etkiler.
T
İngilizce: T1-weighted image
Kontrastı ağırlıkla T1 farklarından gelen görüntü. Kısa TR ve kısa TE ile elde edilir. Yağ parlak, sıvı koyu görünür ve anatomi için sık kullanılır.
İngilizce: T1 relaxation
Boyuna manyetizasyonun uyarmadan sonra dengeye geri dönmesi (spin-örgü gevşemesi). T1, bu geri dönüşün yaklaşık yüzde 63'ünün tamamlandığı süredir. Yağın T1 süresi kısa, beyin omurilik sıvısınınki uzundur.
İngilizce: T2-weighted image
Kontrastı ağırlıkla T2 farklarından gelen görüntü. Uzun TR ve uzun TE ile elde edilir. Sıvı parlak görünür, bu yüzden ödem ve birçok lezyon kolay seçilir.
İngilizce: T2 relaxation
Enine manyetizasyonun spinler arası etkileşimle faz uyumunu yitirip sönmesi (spin-spin gevşemesi). T2, sinyalin yaklaşık yüzde 37'ye düştüğü süredir ve dokularda T1'den her zaman kısadır.
İngilizce: T2* relaxation
T2 sönümüne ek olarak manyetik alan düzensizliklerinin de katkıda bulunduğu, daha hızlı sinyal kaybı. Gradyan eko görüntülerinin ve BOLD fMRG'nin kontrastını belirler.
İngilizce: Plug-and-play priors
Yinelemeli bir geriçatım algoritmasında düzenlileştirme adımının yerine önceden eğitilmiş bir gürültü giderici ağın konduğu yöntem. Aynı ağ farklı örnekleme düzenlerinde yeniden eğitilmeden kullanılabilir.
İngilizce: Diagnostic sensitivity and specificity
Duyarlılık, gerçekten hasta olanların ne kadarının doğru yakalandığını, özgüllük ise sağlıklı olanların ne kadarının doğru dışlandığını gösterir. MR'deki manyetik duyarlılık kavramıyla karıştırılmamalıdır.
İngilizce: Repetition time
Art arda iki uyarma darbesi arasındaki süre. Kısa TR, T1 farklarını öne çıkarır. Tarama süresi TR ile faz kodlama adımlarının çarpımına yakındır.
İngilizce: Foundation model
Çok büyük ve çeşitli veriyle önceden eğitilip, az veriyle birçok farklı göreve uyarlanabilen büyük model. Tıbbi görüntüleme için de geliştirilmektedir.
İngilizce: Representational similarity analysis
Farklı uyaranların oluşturduğu etkinlik örüntülerinin birbirine ne kadar benzediğini bir matriste özetleyip, bu yapıyı modellerle ya da başka bölgelerle karşılaştıran analiz.
İngilizce: Inverse problem
Ölçülen veriden, bu veriyi üreten bilinmeyen nesneyi bulma problemi. MR geriçatımı, eksik ve gürültülü k-uzayı verisinden görüntüyü bulmaya çalışan bir ters problemdir ve çoğunlukla ek önsel bilgi olmadan tek bir çözüme sahip değildir.
Manyetik alan şiddetinin SI birimi. Klinik ve araştırma tarayıcıları çoğunlukla 1,5 T ile 7 T arasında çalışır. Karşılaştırma için Dünya'nın manyetik alanı yaklaşık 50 mikrotesladır.
İngilizce: Test-time adaptation
Eğitilmiş bir modelin, kullanım anında yalnızca yeni gelen verinin kendisiyle kısa bir ek eğitimden geçirilmesi. Geriçatımda ölçülen k-uzayı verisiyle tutarlılık hedeflenerek dağılım kaymasının etkisi azaltılabilir.
İngilizce: Tractography
Voksel voksel kestirilen lif yönlerini izleyerek beyaz cevher yollarının üç boyutlu olarak yeniden kurulması. Deterministik ya da olasılıksal olabilir. Sonuçlar gerçek akson bağlantılarının dolaylı bir kestirimidir ve yanlış pozitif yollar içerebilir.
U
U-Net
U-NetGörüntüyü önce küçülterek bağlam, sonra büyüterek ayrıntı toplayan, iki kol arasında atlama bağlantıları olan evrişimli ağ. Tıbbi görüntü bölütlemesi için geliştirilmiştir ve geriçatım ile difüzyon modellerinde de omurga olarak kullanılır.
İngilizce: Time-of-flight angiography
Kesite yeni giren, doyurulmamış kanın parlak görünmesinden yararlanan, kontrastsız damar görüntüleme yöntemi.
Ultra yüksek alan
UHF, 7 Tİngilizce: Ultra-high field
7 tesla ve üzerindeki alan şiddetleri. Daha yüksek SNR ve çözünürlük sağlar. Buna karşılık B₁ düzgünsüzlüğü, SAR ve duyarlılık artefaktları daha belirgindir.
İngilizce: Spatial normalisation
Farklı kişilerin beyin görüntülerinin ortak bir şablon uzayına, örneğin MNI uzayına, dönüştürülmesi. Grup analizlerinin ön koşuludur.
İngilizce: Spatial smoothing
Görüntünün bir Gauss çekirdeğiyle bulanıklaştırılması. Çekirdeğin genişliği yarı yükseklikteki tam genişlik (FWHM) ile verilir, çoğunlukla 4–8 mm. SNR'yi artırır ve gruplar arası anatomik farkları yumuşatır, ama uzaysal ayrıntıyı azaltır.
Ü
Üç boyutlu görüntüleme
3B, 3Dİngilizce: 3D imaging
Kesit kesit yerine bütün bir hacmin uyarılıp iki doğrultuda faz kodlamayla kodlandığı görüntüleme. İnce ve boşluksuz kesitler ile yüksek SNR verir, MPRAGE buna örnektir.
İngilizce: Generative model
Verinin olasılık dağılımını öğrenip bu dağılımdan yeni örnekler üretebilen model. MR'de eksik kontrastları sentezlemek, eksik örneklenmiş veriden görüntü kurmak ve eğitim verisi çoğaltmak için kullanılır.
İngilizce: Generative prior reconstruction
Görüntü dağılımını öğrenmiş bir üretken modelin, çoğunlukla bir difüzyon modelinin, ölçülen veriyle uyumlu görüntüler üretmek için yönlendirilmesi. Ölçüm ayarlarına esnek uyum sağlar, ama yavaş olabilir ve halüsinasyona karşı dikkat ister.
V
İngilizce: Data augmentation
Eğitim görüntülerini döndürme, kaydırma, kontrast değiştirme gibi işlemlerle çeşitlendirerek modelin daha genel öğrenmesini sağlama.
İngilizce: Data leakage
Test verisine ait bilginin eğitim sürecine karışması. Örneğin öznitelik seçiminin tüm veriyle yapılması ya da aynı kişinin taramalarının hem eğitim hem test kümesinde bulunması. Başarımın olduğundan çok yüksek görünmesine yol açar.
İngilizce: Data consistency
Ağın ürettiği görüntünün, gerçekten ölçülmüş k-uzayı verisiyle uyumlu kalmasını sağlayan adım. Ölçülen noktalar korunur, ağ yalnızca eksik bilgiyi tamamlar. Halüsinasyon riskini azaltır.
İngilizce: Voxel
Görüntünün en küçük hacim elemanı. Boyutu, görüş alanının matrise bölünmesi ve kesit kalınlığıyla belirlenir. Voksel küçüldükçe sinyal azalır.
Y
İngilizce: Fat suppression
Yağ sinyalini azaltarak çevresindeki dokuların daha net görünmesini sağlayan teknikler. Frekans seçici doyurma, STIR ve Dixon yöntemleri en yaygın olanlarıdır.
Yapay zeka
YZ, AIİngilizce: Artificial intelligence
Veriden örüntü öğrenerek karar veren ya da çıktı üreten bilgisayar yöntemlerinin genel adı. MR'de taramayı hızlandırmak, görüntü kalitesini artırmak, yapıları bölütlemek ve tanıyı desteklemek için kullanılır.
Yapısal bağlantısallık
konnektomİngilizce: Structural connectivity
Traktografiyle bulunan yolların, atlas bölgeleri arasında bir bağlantı matrisine dönüştürülmesi. Beynin ağ yapısı çizge kuramı ölçütleriyle incelenir.
İngilizce: High angular resolution diffusion imaging
Çok sayıda (genellikle 60 ve üzeri) difüzyon yönüyle veri toplama. Bir vokselde birden fazla lif yönünü ayırt etmeyi mümkün kılar.
İngilizce: High-pass filtering
fMRG zaman serisinden tarayıcı ısınması ve fizyolojik etkilerle oluşan yavaş sürüklenmelerin çıkarılması. Kesim frekansı, deney tasarımındaki en yavaş değişimi bozmayacak şekilde seçilir.
Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır. UMRAM'da tarama yapacaklar için geçerli kurallar MR Güvenliği ve Kullanıcı Eğitimi sayfasındadır.